Türkiye’nin plastik atık yükü büyüyor: Akdeniz kıyılarında mikroplastik kirliliği 66 kat arttı

0
Türkiye’nin plastik atık yükü büyüyor: Akdeniz kıyılarında mikroplastik kirliliği 66 kat arttı

Türkiye’nin Avrupa’dan gelen plastik atıkların başlıca varış noktalarından biri haline gelmesi, Akdeniz kıyılarındaki mikroplastik kirliliğine ilişkin endişeleri artırıyor. Eurostat verilerine göre Türkiye, Avrupa Birliği’nden 503 bin ton atık ithal etti. Uzmanlar, mevcut geri dönüşüm kapasitesinin artan yükü karşılamakta zorlandığını belirtirken, Avrupa’daki yeni düzenlemelerin Türkiye üzerindeki atık baskısını daha da artırabileceği uyarısında bulunuyor.

Türkiye’nin plastik atık ithalatında yeni risk

Avrupa Birliği’nin yeni Atık Sevkiyatı Yönetmeliği kapsamında, AB’den OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatının yasaklanması öngörülüyor. Türkiye’nin OECD üyesi olması ise Avrupa kaynaklı plastik atıkların ülkeye daha fazla yönelmesi ihtimalini gündeme getiriyor.

Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu üyesi Evrim Rızvanoğlu, Türkiye’nin halihazırda AB’nin plastik atıkları için en büyük varış noktası olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye bir OECD üyesi. Dolayısıyla Avrupa’nın plastik atığını gönderebileceği ülkeler açısından yeni bir dönem başlayacak. Türkiye’nin zaten AB’nin plastik atıkları için en büyük varış noktası olduğu düşünüldüğünde, bu düzenlemenin ülkemiz üzerindeki atık baskısını daha da artırma riskini ciddiye almamız gerekiyor” dedi.

AB’den gelen plastik atık miktarı 435 kat arttı

Çin’in plastik atık ithalatını yasaklamasının ardından Türkiye, Avrupa ülkelerinin atıkları için başlıca ihracat noktalarından biri haline geldi.

Eurostat verilerine göre Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden ithal ettiği atık miktarı 503 bin tona ulaşırken, bu rakam önceki döneme göre yüzde 19 artış gösterdi. Veriler, AB’den Türkiye’ye gelen plastik atık miktarının uzun vadede 435 kat arttığını ortaya koyuyor.

Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Sedat Gündoğdu ise Akdeniz kıyılarındaki kirliliğin sekiz yıllık süreçte 66 kat yükseldiğini belirtiyor.

Rızvanoğlu’nun aktardığı Sayıştay ve bakanlık verilerine göre plastik atık ithalatı 277 bin tondan 437 bin tona, ardından 547 bin tona ve 775 bin tonun üzerine çıktı. Sonraki dönemde ise 685 bin tonun üzerinde plastik atık ithal edildi.

“Mikroplastik sorunu yalnızca denizden plastik toplayarak çözülemez”

Rızvanoğlu, mikroplastik kirliliğinin denizde başlamadığını, karada üretilen kirliliğin önemli bölümünün sonunda denizlerde biriktiğini vurguladı.

“Akdeniz’de bugün gördüğümüz mikroplastik sorununu yalnızca denizden plastik toplayarak çözemeyiz. Kaynağa bakmamız gerekiyor. Bu kaynak; ürettiğimiz ve tükettiğimiz plastik miktarı, tek kullanımlık plastikler, atık yönetimimiz, geri dönüşüm sistemimiz, arıtma altyapımız ve plastik atık ithalatıdır.”

Mikroplastik Araştırma Grubu verilerine göre Akdeniz kıyılarındaki kirlilik seviyeleri, bilimsel literatürde bildirilen en yüksek değerlerin 2 ila 65 kat üzerine çıkabiliyor.

ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Kıdeyş’in aktardığı verilere göre Türkiye kıyılarındaki plajlarda kilometre başına ortalama 374 kilogram plastik atık birikiyor.

Mikroplastikler su kaynaklarına ve tarım alanlarına ulaşıyor

Akdeniz Koruma Derneği Mikroplastik Çalışmaları Bilimsel İzleme Danışmanı Dr. Kerem Gökdağ, Çukurova bölgesindeki saha çalışmalarının geri dönüşüm faaliyetlerinin çevresel etkilerine ilişkin önemli bulgular ortaya koyduğunu belirtti.

Adana’da gerçekleştirilen ölçümlerde, geri dönüşüm tesislerinin aşağı kesimlerindeki sulama kanallarında mikroplastik yoğunluğunun üst kesimlere kıyasla 132 kata kadar daha yüksek olduğu tespit edildi.

Mikroplastiklerin kanallar aracılığıyla Seyhan ve Ceyhan nehirlerine, buradan da Akdeniz’e ulaştığı belirtiliyor. Parçacıkların tarımsal sulama suyuna karışması ise toprakta birikme ve narenciye gibi ürünler üzerinden gıda zincirine ulaşma ihtimali nedeniyle endişe yaratıyor.

Plastik parçacıkların insan sağlığı üzerindeki etkileri araştırılıyor

Gökdağ, plastik parçacıkların insan dolaşım sistemi ve çeşitli organlarda bulunduğunun bilimsel çalışmalarla ortaya konulduğunu belirtti. Ancak mevcut bilimsel literatürde bu durum doğrudan “kanıtlanmış hastalık nedeni” olarak değil, acilen araştırılması gereken ciddi bir halk sağlığı riski olarak değerlendiriliyor.

İçme suyu ve kabuklu deniz ürünleri, plastik parçacıkların sık tespit edildiği kaynaklar arasında yer alıyor. Araştırmalar, mikro ve nanoplastiklerin sindirim sistemiyle sınırlı kalmayıp kan dolaşımına, akciğer dokusuna ve plasentaya ulaşabildiğini gösteriyor.

Geri dönüşüm kapasitesi artan yükü karşılamakta zorlanıyor

Sedat Gündoğdu, Akdeniz’deki plastik kirliliğinin yüzde 93’ünün geri dönüştürülmüş malzemelerle bağlantılı olduğunu belirtti. Mikroplastik Araştırma Grubu’nun çalışmaları da özellikle Kemer’den Fethiye’ye uzanan bölgede geri dönüşüm kaynaklı kirliliğin yoğunlaştığını ortaya koyuyor.

Bir aylık dönemde Avrupa Birliği’nden 60 bin ton, Birleşik Krallık’tan 17 bin ton ve ABD’den 5 bin ton atık gönderildiği bildirildi. Toplam aylık plastik atık miktarının 80 bin tonu aşarak son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaştığı belirtiliyor.

İncelenen yalnızca üç kanaldan saatte 5,3 milyardan fazla mikroplastik parçacığının taşınabileceği hesaplandı.

Atık ithalatında daha sıkı denetim çağrısı

Rızvanoğlu, Türkiye’nin kendi atıklarını kaynağında ayrıştırma, toplama ve geri dönüştürme konusunda ciddi sorunlar yaşarken yüz binlerce ton plastik atık ithal etmeye devam ettiğini söyledi.

“Atığın ülkeye ‘geri dönüşüm amacıyla’ girmesi, tamamının gerçekten geri dönüştürüldüğü anlamına gelmez.”

Rızvanoğlu, hangi atığın ülkeye girdiğinin, hangi tesise gönderildiğinin, ne kadarının geri dönüştürüldüğünün ve geri dönüştürülemeyen bölümün nasıl bertaraf edildiğinin şeffaf ve etkili biçimde takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Geçmişte özellikle Adana’da Avrupa ülkelerinden gelen plastik atıkların doğaya bırakıldığı ve açık alanlarda yakıldığı bölgelerin tespit edildiğini hatırlatan Rızvanoğlu, sorunun yalnızca geri dönüşüm veya ekonomi başlığı altında değerlendirilemeyeceğini belirtti.

Kalıcı ve kaynağa yönelik önlemler isteniyor

Rızvanoğlu, Akdeniz kıyılarında yaşanan gelişmelerin plastik ve mikroplastik kirliliğinin Türkiye açısından ciddi bir çevre sorununa dönüştüğünü gösterdiğini ifade ederek, “Kalıcı, planlı ve kaynağa müdahale eden önlemlere ihtiyacımız var” dedi.

“Sıfır Atık politikası yürütürken diğer taraftan Türkiye, Avrupa Birliği’nin plastik atıkları için açık ara en büyük varış noktası olmaya devam ediyor.”

Uzmanlara göre sınır kontrollerinden geri dönüşüm tesislerine, atıkların toplanmasından arıtma altyapısına ve denizlerin korunmasına kadar bütün süreci kapsayan kapsamlı bir eylem planına ihtiyaç var. Gerekli önlemlerin alınmaması halinde Avrupa’daki yeni düzenlemelerle birlikte Türkiye’ye yönelen plastik atık miktarının daha da artabileceği ve Akdeniz ekosistemi üzerindeki baskının ağırlaşabileceği belirtiliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir