İstanbul’da yüz yüze eğitimle salgın arttı

Eğitim ve Bilim İşçileri Sendikası (Eğitim-Sen) İstanbul 2 No’lu Şubesi, örgütlendiği ilçelerin 8’inde bulgularının sonuçlarını açıkladı.

Yapılan basın toplantısında Eğitim-Sen İstanbul 2 Nolu Şube yetkilileri “Eğitimde ‘yüz yüze’ karşılaştığımız gerçekler” başlıklı bir açıklama yaptı.

“Çin’in Wuhan kentinde başlayan koronavirüs salgını kısa sürede dünyayı etkiledi. Koronavirüs veya benzeri salgın hastalıklarla ilgili koruyucu ve önleyici tedbirler göz ardı edilerek yaşam hakkı göz ardı edildi.

“YETERLİ ÖNLEMLER DEĞİL”

“2020-2021 akademik yılı, yüz yüze eğitime yeterli hazırlık yapılmadan başladı. 21 Eylül’de başlayan yüz yüze eğitim, 12 Ekim ve 2 Kasım tarihlerinde farklı seviyelerin de dahil edilmesi ile genişletildi. öğrenciler, özellikle eğitim çalışanları, bakanlığın yol haritasının ne olduğuna dair somut bir adıma tanık olmadılar.Eğitim işçilerinin tüm hazırlıksızlıklarına rağmen üretmeye çalıştıkları hizmet görmezden gelinmiştir. öğrenim ücretleri tartışıldı ve eğitim çalışanlarının çoğu mağdur oldu.

İstanbul Tabip Odası tarafından yapılan son değerlendirmede, İstanbul’daki vaka sayısı Wuhan’ı geçti, Covid-19’a sadece son 2 haftada ayrılan yataklar, hastaneler, yoğun bakım üniteleri ve İstanbul’daki sağlık altyapısı değil bu eğilime dayanmak mümkün. belirtildi. Yayılmayı azaltmak için en az 14 gün kapalı kalma, şehre giriş ve çıkışta kısıtlama gibi önlemlerin bir an önce uygulanmasının gerekli olduğu açıklandı. Çalışmamızda okullarda yeterli önlemlerin alınmadığı belirtilmiş; Okullarda eğitim çalışanları, öğrenciler ve velilerde koronavirüs sayısının arttığı görülüyor. Milli Eğitim Bakanı’nın hiçbir veriye dayanmayan açıklamaları, HES kodunun takibinde yaşanan gecikmeler, okul idarelerinin vaka sayısı konusunda öğretmenlere, öğrencilere ve velilere şeffaf bilgi vermemesi, yayılma riski.

Eğitim Sen İstanbul 2 No’lu şube olarak organize ettiğimiz ilçelerde yaptığımız taramalarda okulların gerçek durumunu görmeye çalıştık. Okullarda gerçekleştirdiğimiz tarama faaliyeti sonrası elde ettiğimiz raporlarda Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarının kamuoyunu aldatma içerdiğini gördük; Örgütlendiğimiz ilçelerde 700 civarında devlet eğitim kurumu var. Eğitim çalışanlarından elde ettiğimiz veriler 221 eğitim kurumunu kapsıyor. Koronavirüsün en uzun kuluçka dönemi olan 14 gün, 5 Ekim itibarıyla ortaya çıkan verilere dayandığından, eğitim ve öğretim koşulları açısından ara tatile kadar geçen süre raporlandı.

“SINIF 15 ÜZERİNDE MEVCUTTUR”

“5 Ekim’den 13 Kasım’a kadar 198 öğretmen, 899 öğrenci ve 55 eğitim personeli koronavirüse yakalandı, bu süre zarfında 237 öğretmen, 2580 öğrenci ve 55 eğitim personelinin temas halinde olduğu tespit edildi. 221 eğitim kurumunun 63’ünde sınıf 75 eğitim kurumunda koronavirüs vaka sayısı konusunda öğretmen, öğrenci ve velilerin bilgilendirilmediği sonucuna varıldı.Yüz yüze eğitim yüzde 68 katılım ve sayı olarak gerçekleştirildi. vakaların sayısı artar, yüz yüze eğitim azalır.

Yine bu ankette edindiğimiz bilgilere göre eğitim çalışanları mesai saatleri dışında EBA veya diğer platformlardan ders almak zorunda kalıyor. Esnek çalışma, eğitimde çalışanların ve öğrencilerin dinlenme süreleri göz ardı edilerek dayatılır. Öğrencilerin ekran karşısında uzun süre kalmaları gelişimlerini olumsuz etkilemekte ve teknoloji bağımlılığına neden olmaktadır.

Organize olduğumuz ilçelerden Ataşehir’de yüz yüze eğitime katılma oranı ilkokullarda yüzde 50, Kadıköy’de yüzde 35. Çalışmamız, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ilçelerde yüz yüze eğitime katılım oranının daha yüksek olduğunu ve yüzde 60’ın altına düşmediğini ortaya koymuştur. Bu veriler ışığında ekonomik düzeyi düşük ailelerin dijital platformlardaki derslerden yararlanamayacaklarını, dolayısıyla çocuklarını yüz yüze eğitime yönlendirdiklerini söylüyoruz. “

“ARAŞTIRMAMIZ ‘OKULLARIN GÜVENLİ OLDUĞU’ İDDESİNİ REDDEDİYOR”

“Araştırmamızın ortaya koyduğu veriler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘okullar güvenli’ iddiasını yalanlıyor. Toplumda yaratılmaya çalışılan güven duygusu, uzun vadede salgınla mücadeleyi olumsuz etkiliyor ve daha ağır sonuçlara neden oluyor. Ayrıca, okullarda vaka sayısı her geçen gün artıyor.Vurgulamak ve vurgulamak istediğimiz bir diğer nokta da 74 kurumun şeffaf bilgi paylaşımından kaçınması ve süreci şeffaf bir şekilde yönetmemesidir ki bu hem sağlık bakanının projeksiyonudur. salgın sürecinde Milli Eğitim Bakanı, yani halk sağlığı ciddi bir tehdit ile karşı karşıyadır.Bu tablonun asıl sorumlusu bilgi ve veriyi kamuoyu ile doğru ve şeffaf bir şekilde paylaşmayan yöneticilerdir, ve bilgiyi gizleyerek salgının yayılmasına neden oluyor. “

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir